AHŞAP KARKAS SİSTEMİNDE 1699 YILINDA İNŞA EDİLEN AMCAZADE HÜSEYİN PAŞA YALISI BOGAZİÇİNDEKİ GÜNÜMÜZE ULAŞAN EN ESKİ OSMANLI SİVİL MİMARİ ÖRNEĞİ
Mimarlık mirasımızın en değerli yapıtlarından birisi olan Amcazade Yalısı, Sultan İkinci Mustafa zamanında sadrazamlık görevinde bulunan ve Köprülü ailesinden Ahmet Paşa’nın amca oğlu olan (Köprülü) Hüseyin Paşa tarafından 1699’da Anadoluhisarı’nda yaptırıldı. Aynı tarihte imzalanan ve Osmanlı’nın duraklama devrine girmesinde milat yılı vakası olarak kabul edilen Karlofça Anlaşması’nın hazırlıklarının da, Türk ahşap konut mimarisinin şahikası olan bu köşkte yapıldığı biliniyor. Asya kıyısının hayatta kalan ve Türk Mimarisi’ne göre yapılan en eski ahşap binasıdır.
Amcazade Hüseyin Paşa Yalısı, Beykoz Anadolu Hisarı’nda Boğaz Köprüsü’nün yanında bulunur. 17. Yüzyılın sonlarında, bir dizi zayıf sultanların hükümdarlığı sırasında Osmanlıyı resmen yöneten Köprülü soyundan gelen 5 sadrazamdan dördüncüsü ve Mevlevi tarikatının bir üyesi olan Hüseyin Paşa tarafından yaptırılmıştır.
AYAKTA KALAN EN ESKİ YALI
Boğaziçi’nin Anadolu yakasında, Kanlıca ile Anadolu Hisarı'nda yer alan 285 metre rıhtımlı yalı, 8 bin 711 metrekare arsaya sahip.
Mülkiyeti Mülhak Köprülü Amcazade Hüseyin Paşa Vakfı ’na ait olan "Meşruta Yalı" olarak da anılan yalı, Sadrazam Köprülü Fazıl Ahmet Paşa ’nın amcasının oğlu Amcazade Hüseyin Paşa tarafından 1699 yılında inşa edildi.

 

1877 Rus Harbi ’nden kaçanların yerleştirilmesinden sonra harabe hale geldi. Pierre Loti 1910’larda bile “Amcazade Yalısı ’nı kurtarın” diyordu. Yalının yeniden restorasyonu için 12 Haziran ’da İstanbul 6 No’lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu onay vermişti.

Topkapı Sarayı’ndan sonra Osmanlı Sivil Mimarisi’nin ayakta kalan en önemli eserlerinden birisidir.
Özellikle seçilmiş bir alandır. Sadrazam, kaptanıderyalık da yapmış olduğu için Boğaz'daki en güzel konumda ve Boğaz'ın iki yakasının birbirine en yakın olduğu yerin sahibi olmak istemiştir. Yalının Anadoluhisarı'na doğru olan tarafı tabii bir limandır. Pencereleri alçaktadır çünkü sadrazam  oturduğunda rahatça denizi görebilmesi için alçak yapılmıştır.
Burası, yazlık saray amacıyla yapılmıştır, Lale devrinde yapılmasına rağmen dönemin özelliklerini taşımaz, Yedi binadan oluşan bir komplekstir. Bu binalardan biri taştan, öbürleri eskiden bulunan bir ağaçtan yapılmıştır.Yalının kıyı tarafında 9 dönüm, yolun yukarısında kalan bölümde 44 dönümlük bir arazisi ve yaklaşık 300 metrelik kıyı şeridi vardır.
III. Selim, III. Ahmet ve Nevşehirli Damat İbrahim Paşa buraya sık gelen isimlermiş.

Karlofça Anlaşması'nın, Pasarofça Anlaşması'nın ön anlaşmalarının şartları bu yalıda konuşulmuştur.

 

 

 

Bu yalı selamlığın divanhanesiymiş. Divanı yani günümüze kalan bina ise dışı sade, içi süslü bir mimari ile yapılmıştır. Sadrazam Köprülü Fazıl Ahmed Paşa'nın amcasının oğlu olan Amcazade Hüseyin Paşa, beş yıl boyunca Sultan II. Mustafa'nın sadrazamlığını yapmış.
Sadrazamken yaptırdığı bu yalının inşaatı 1699'da bitmiş. Paşa burada yaşamamış, rezidans olarak kullanmış. Devlet büyüklerini bu yalıda ağırlamış. Bahçe içinde bir de haremi bulunuyormuş. Yalıda bazen kendisi de kalıyormuş. Yolun arkasında iki hamamı ve bir bağı varmış. Sahip olduğu bu parselin içinde toplam dört yalı yer alıyormuş. Daha sonra yalıyı ve arsasını vakfetmiş.

Bugün sadece taş ev ve divan kalmıştır. Taş ev ise 99 depreminde yıkılmış şu an çok küçük bir kısmı kalmıştır. O taş evde Amcazade’nin değerli eşyaları bulunmaktaymış. Bu bina çok eski ve çok zor bulunan bir ağaçtan yapılmıştır.
Diğer binalar depremlerde, yangınlarda yok olmuş. 93 harbi sırasında buraya getirilen göçmenler binalara zarar vermiş, yakmış. Eskiden divanhane olarak kullanılan bu bina T biçimindedir ve Türk sivil mimarisinin bir örneğidir. Bizans etkisinde kalmamıştır. Mimarı bilmese de bir Türk mimarın elinden çıkma olduğunu düşünülmektedir.
Yalıdan günümüze sadece selamlık kısmının divanhanesi ulaşmış, diğer kısımları ortadan kalkmıştır. (T) şeklinde olan ve üç yöne doğru çıkma yapan bu bina ahşap karkastır. Aşı boyalı dış cephesi ve alçak pencereleri ayırt edici özellikleridir. İç mekânlar ise renkli resim ve desenlerle süslenmiş ahşap panellerle ve altın varakla kaplanmıştı. Tavanlarda da renkli bezemeler bulunmaktaydı.
Built in 1699, this is the oldest mansion on the Bosphorus. It has a marble fountain from which a jet of water spouts upwards, and its ceilings are decorated with flowers and geometrical designs. Unfortunately, it is in ruins, because of neglect. The original owner Hüseyin Pasa was a member of Mevlevi sect. Five Grand Viziers stemmed from the Köprülü family of the Ottoman Empire. Huseyin Pasa was the fourth Grand Vizier. Pierre Loti appealed to the authorities for the Amcazade mansion to be saved.
The Hüseyin Köprülü Pasha (Amcazade) Yali on the Bosphoros (1698): Built by a Grand Vizir as a retreat house on the Bosphoros, this yali was distinguished by the separation between its haramlik and its selamlik.  The rooms are arranged around the sofa, and a T-Shaped pavilion overlooks the sea.